« HashTable nedir ?Sandcastle Çıktı »

8 comments

Comment from: serkan eren [Visitor] Email · http://www.serkaneren.net
Zaten sizler, eleman alımı yapmıyorsunuz ki,her zaman deneyimli eleman deneyimli eleman diye bi türkü tutturmuş gidiyorsunuz.Oraya git, deneyimli buraya git deneyimli, hayır bizlerin bildiği şeylerlede yetinmiyorsunuz devamlı en iyisi devamlı en yükseğini istiyorsunuz,kimse bunu işe aliyim, sağa sola bakarak öğrenir demiyosunuz.Sosyallikten bahsetmişiniz,kendimizi geliştirmemiz için asosyal olmamız gerekiyor,ee cok normal o kadar isteğe yetişmek kolay olmuyor.Hem biz zaten sizlerin istediği kadar gelişsek sizlere ihtiyaç duymayız.Ben şuan profesyonel bir yazılımcı olmasamda,kendi bildiklerim var, aldığım eğitimlerimde var, ama kimse işi işte öğrensin bu eleman diye eleman alımı yapmıyor..
06/09/08 @ 15:02
Comment from: Serkan eren [Visitor] Email · http://www.serkaneren.net
Sizi tanımıyorum, tanısamda tanımasamda bir soru sormak istiyorum, bunu benim gibi tüm insanlar için soruyorum, bu vermiş olduğunuz cevapta, çevremdeki çoğu arkadaşımıda iletilmiş olacak.

Sorum şu: Yazılım firmaları,yada yazılıma ihtiyaç duyan şirketler, nedendir ki işi işte kapsın mantığı ile yaklaşmıyor? (sıfırdan bir eğitimden bahsetmiyorum)

Daha açık konuşacak olursam, Bilgisayar Programcılığı okudum,Netron bilişim akedemesinde SDS ve MCPD eğitimi almaktayım ve eğitimim aralıkta son bulmak üzere,şuan için yayınlanmasada siz bu yazıyı okudugunuz vakitlerde yazgelistirde yayınlanacak olan bir çok makalem varken,gittiğim bir çok iş görüşmesinde neden işe alınmıyorum ve bu gittiğim iş görüşmelerinde ısrarla işi işte öğrenme mantalitesini altını çizerek söylememe rağmen kabül görmüyorum.Benim illa yalan mı söylemem lazım, herşeyi biliyorum mu demem lazım, bana bunları bunları biliyor musunuz diyorlar, evet biliyorum diyorum ancak, büyük projelerde bu söylediğiniz şeyleri kullanmadım, bizede kursta bu saydıklarınızı tadımlık gösteriyorlar lezzetini bilmiyorum madabında sözler sarfederken, acaba kafalarında, bunu nasıl çabuk postalarda, sıradaki yazılımcıyı alırım diye mi düşünüyorlar.Açıkcası ben çok merak ediyorum.
İnşallah sorularımı yanıtlarda artılarımı eksilerimi görürüm..
06/09/08 @ 15:14
Comment from: A.C.A. [Visitor]
Yazıyı baştan sona okudum. Bence eleştiri içeren yorumlar biraz isyanvari ve tek taraflı bakış açısı taşıyor. Söylediklerinizin tümüne katılıyorum. Başarılı olmanın tek yolu yaptığımız işi sevebilmek.

Mülakat yapmayı bilmeyen firmalar olduğu da çok doğru ve sanırım diğer arkadaşlar bu tarz firmalara denk geldikleri için tepkililer.

Örnek: Ülkemizin sözüm ona büyük yazılım firmalarından birisi (sanırım 50'den fazla bilgisayar mühendisi çalışıyor), başvuru yapmadığım ve halen çalışır durumda olduğum halde beni 1 ay içinde 4-5 defa arayıp ısrarla gelin görüşelim diye aramıştı bu yaz başında.

Hata 1: Telefonda saçma bir şekilde maaş beklentim soruldu. Bu konuyu telefonda konuşmayalım dememe rağmen rakam istediler ben de o anda çalıştığım firmada aldığım ücreti belirterek iş değiştirmem için %30 oranında bir artış olması gerekeceğini belirttim kibarca.

Randevu alabilmek için 3-4 kez daha aradılar, sonunda bir cumartesi günü gittim. Merhaba nasılsınız diyaloğundan sonra verdiler elime 8-10 sayfalık bir kağıt. Mülakat formuymuş :) Üniversite finallerindeki sınavlara benzer sorular...

Kağıdı geri verip bu şekilde beni değil, hiçkimseyi sınayamazsınız deyip nazikçe çıkıştım.

Kem küm edip yüzyüze görüşme için toplantı odasına aldılar. Birkaç temel konuşmadan sonra konu maaşa geldi. Günün gafını edip bana telefonda konuştuğumuz ve gelin görüşelim dedikleri rakamın altında bir rakama çalışıp çalışamayacağımı sordular. Teşekkür edip maaş beklentimin üzerine bile çıksanız şu andan sonra sizinle çalışmayı düşünmüyorum deyip nazikçe ayrıldım oradan...

Şu anda çalıştığım işyeri ise bu olaydan 3-4 ay sonra beni aradı. 30 dakikalık bir görüşmeden sonra, beni eski işyerimdekiyle hemen hemen aynı bir maaşla çalışmaya ikna ettiler. ve bana yarın gel başla dendi. 1 ay sonra başlayabilirim, hemen işi bırakamam dediğimde ona da okey dendi.

Bu arada benim söylediğim tek cümle şuydu : Ben yazılımcıyım ve bu işi seviyorum.
6 ay oldu bu işyerinde ve çok memnunum...

Yazılımcılık müzik gibidir. Platform ya da programlama dili öğrenmek müzik aleti çalmayı öğrenmek gibidir. Ama yazılımcı olmak beste yapabilmektir. Beste olmadan hiçbirşey çalamazsınız. ve beste yapabiliyorsanız elinize bir darbuka verseler yeter :)
Ve yazılım firması sahiplerine bir taviyse: Darbuka ile beste yapan biri, her zaman piyano ile başkasının bestesini çalandan daha verimlidir.

Yazılımcıyım diyenlere bir not: Eğer beste yapmaya çalışmaktan sıkılmıyorsunuz siz bu iş için yaratıldınız. Ama durum tam tersi ise en kısa sürede kariyerinizi yeniden düşünün. Çünkü bir ömür bu şekilde geçmez...
08/01/09 @ 15:09
Comment from: Fatih CEVİT [Visitor]
Arkadaşlar Öncelikle İşinizi Severseniz Özellikle Yazılımcılar biraz daha sabrederlerse ve Başarıyı yakalarlarsa Para elbet bir gün Başarının peşinden gelecektir. Ben bu işi öğrenmek için 3 ay 1 Lira almadan çalıştım 3 ay sonra Evlendirme Programı yazdım ve işe girdim o gün bu gündürde Çıtayı hiç düşürmedim Yazdığım Projelerim hep daha büyüğe doğru Gitti ama ben para için değil Başarmak için yazdım parada durmadı tabi peşinden geldi... hatta illa gelicem dedi bende gel dedim oda geldi :) üzülmeyin gevşemeyin eğer inanıyorsanız başarılı olursunuz.
24/02/10 @ 12:26
Comment from: Mustafa [Visitor]
Sosyal bir yaşam tarzımızın olmadığı çok doğru. Çünkü bu işi öğrenebilmek için uzun süre başından kalkmamak gerekiyor.

Sosyal olup da çok iyi bir yazılımcı olan birini ben daha tanımadım. En azından uzmanlaşmadan önce.

Başkalarının yazdıkları kodu çözmeye çalışmamamız yada beğenmememizin sebebi ise, çoğu kişi bir program yazarken kodları öyle bir yazıyor ki kendisi bile 1 ay sonra baksa anlayamaz. Bizden anlamamız hiç beklenemez...

Deneyime gelince, her iş yeri deneyimli yazılımcı alsa sonunda işe alınacak "yazılımcı" diye biri kalmaz. yazılımcı çok ama tamamı "DENEYİMSİZ" olacak. Tabii ki sıfırdan birini yetiştirmek zor hatta imkansız gibi gözükebilir. Ama o konuda bilgisi olan birini alıp kendi çalışma şekline göre yetiştirmeyi kimsenin düşündüğü yok.

Bir yazılımcıyı işe alacaksan önce ne bildiğini ve ne kadar bildiğini sorarsın. Sonrada kendi çapında o konu ile ilgili bilgisi olan birinin yada standart olan bir kaç soru sorarsın.

İş yerindeki uyuma gelince... Kendiniz de söylediniz zaten ASOSYAL diye. Biri ona bir şey demedikçe yada işine karışılmadıkça hiç kimseye bir zararı dokunmaz... Yeter ki neyi, nerede, ne zaman ve nasıl isteyeceğinizi bilin...
30/03/10 @ 02:05
Comment from: emre önder [Visitor]
icinde varsa olur sevmiyosan sevdir diyen yok zorla guzellik olmaz is her yerde var deneyim diye isteyenler tabiki isticek oturup seni yetistircek hali yok dusuk maasları kabul etmeyim burun kıvıran cok gordum oyuzden deneyim icin para bile almam gerekirse sonra zaten gerisi kolay parada gelir basarıda deneyim önemli ama asıl önemli olan bu deneyimi nasıl kazanacagın ;)
31/03/10 @ 22:43
Comment from: E [Visitor]
Ben 1 yıldır iş arıyorum. Deneyim bahanesini bana soran bir çok firma oldu. Bir çok ilginç görüşme yaptım ama en ilginçleri hep şu soruyu içeriyordu. "Bizi neden tercih ettiniz".

Ben bu soruya elimden geldiğince dürüst ve kibar bir şekilde cevap vermeye çalıştım. Ama 1 yıl gibi bir sürede ekonomik olarak iş görüşmesine bile gidecek yol parasını bulamıyacak duruma düşebiliyorsunuz. Tercih yapmaya değil iş bulmaya geldim desem. sizce ne kadar etkili olur.
Deneyim hususundaki düşüncem şudur. hiç kimse üniversiteden deneyimle mezun olmaz. deneyimli adam da ağaç dalında yetişmez. Eğer hiçkimse insanlara bir başlangıç için ufakta olsa bir fırsat vermezse insanlar yıllarca emek verdikleri kafa patlattıkları mesleklerinden vaz geçmek zorunda kalırlar. Tabi bu sözlerim zaten yüksek maaşıyla işinde çalışan ve ekonomik olarak zorluk nedir görmemiş olan ve muhtemelen meslek hayatına birinin diğerinin desteğiyle, tavsiyesiyle, aracılığıyla girmiş olan işşverenlerin yada insan kaynakları yöneticileri yada alakadar kişilerin umrunda bile olmayacaktır.

iş görüşmelerinde karşımda görüdüğüm manzara beni çoğu zaman sinirlendirip üzmekten ziyade güldürüyor. Sizi işe almaya çalışan kişinin size sorduğu soruları dinledikçe bu kişinin hangi ülkede işveren olduğunun farkında olmadığını görüyorsunuz. Karşınızda işe alım husunda bir amerikalı uzmanın yazmış olduğu ilkeleri teker teker uygulamaya çalışan bir varlık var. Ne sizin durumunuzu anlamaya çalışıyor. Ne sizi gerçekteen tanımaya çalışıyor. Bir prosedürü takip edercesine size sorularr yöneltiyolar. Bana göre yapmaya çalıştıkları tek şey iş yapıyor görünmek. Zaten insan kaynakları yada işe alımdan sorumlu kişilerin yaptıkları da bu. Çünkü başka işleri yok. işe başvuranlarla görüşmek. günlük kotalarını dolduruyorlar. zaten şirketlerinin aranan personel açığını bir günde kapatsalar. onlara ihtiyaç kalmıyor. Bu ülkede insanların %90 ı insan olaraak yaşayabilmek için ihtiyaçları olan parayı kazanabilmek için iş ararlar. Zevk olsun diye değil. Profesyonel kılıfa sokulmuş testlere tabi tutmak son derece aptalca.

Bir insan iş görüşmesine takım elbiseyle geliyorsa, bundan bu adam fazla sosyaldir yada asosyel değildir, memur tiptir gibi düşünceye kapılmak külliyen ön yargıdır. iş görüşmesine karşındakine saygı duyduğunu belirtmeye çalışmak suçsa ozaman o işyeri zaten medeniyetten yoksundur. Ama takım elbise giymeden kendince rahat bir kıyafetle giden yada mecur olduğu için bu şekilde görüşmeye giden birisi de asosyaldir, bu adam uzun saatler çalışır gibi bir düşünceye kapılmakta önyargıdır.
9 da işe gelip 6 da ayrılmak yeterince konsantre olamama beliritisi değildir. Bu da ön yargı. Bir insanın yaptığı işi görmeden atıp tutmak sadece. Ben monitöre hiç bakmadan, uzman bir programcının 10 saatte yazabileceği kodu hatasız 1 saatte yazabilen insan tanıyorum. işini çabuk yapıp eken ayrılan birini direk yaragılamaya çalışmak acemice önyargıdır.
insanlara sosyal olma,nefes alma yada insan olduklarını hatrama fırsatı verilmezse, bir gün ofisin ortasında silahı çekip rastgele sağa sola tetik düşürdüğü zaman, çığlık atmaya başlarsınız. Aşırı odaklanmaya çalışmak çoğu zaman en basit çözmleri bile gözden kaçırmaya nedenolur. Bu dediğimi ancak tecrübe etmiş biri anlayabilir zaten.

Bir insanı iş görüşmesi sırasında değil de 1-2 aylık çalışma ortamında test etmeniz daha akıllıca bence. ancak ozaman aradığınız sonuclara ulaşırsınız.
karşınızdaki istihbarat ajanı olmaya çalışan bir aday değilki onu teste tabi tutuyorsunuz. Bu konuda lütfen saçmalamayı kesin.

İş görüşmesinde size başvuran biriyle gürüşürken, 3-5 saniye durup kendinizi o insanın yerine koymaya çalın. Siz nasıl başladınız.

Eğer ille de yok olmaz, işyeri benim istediğimi alırım istediğimi almam diyorsanınz, ozaman şunu düşünün, bu ülkede insanları terörist yapıp dağlara gönderen, gaspçı/hırsız/soyguncu yapıp masumun canına malına kast ettiren, aç bırakıp sokak köşelerinde ölüme terk ettiren, çaresiz bırakıp SUÇ işlettiren nedenlerden biri de sizin bir insana kapıyı kapatmanızdır.

Hatırlatırım. Biz türk gençerli halen ülkemiz için gerçekten birşeyler hevesli iken, içimizdeki ateşi söndürmeye çalışmayın.


06/06/10 @ 22:14
Comment from: emin [Visitor]
Bu kafa yapısını anlamak mümkün değil. Bir yönetici elemanlar üzerinde bu tarz kriterler koyacağına geliştirme süreçlerini dünya standartlarında gerçekleştirebilmek için uğraşmalıdır. İşe alınacak yazılımcıya böyle bağnazca kriterler koymak bir proje yöneticisinin veya ilgili manager ın tamamen yetersizliğinin bir göstergesidir. Ne kadar komik bir laf söylemişsiniz "sabah 9 da gelip akşam 6 da çıkan tipler". Malesef bakkal dükkanını bile yönetemeyecek derecede bilgisiz, yeteneksiz ve bütün bunlar yetmiyormuş gibi birde çalışanın fazla mesai yapmasını isteyen yönetici arkadaşlar yüzünden ülkemizde dünya standartlarında bir proje çıkmamaktadır. Eğer bir işyerinde fazla mesai yapılıyorsa oradaki sorun yöneticidedir. Merak ediyorum yurt dışında kaç yazılımcıya fazla mesai yaptırılabilir. Hoş, buradaki yöneticiler yabancı şirketlerin kapısından içeri bile giremeyecekleri için büyük ihtimal bu soruma ancak hayal güçleriyle yanıt verebilirler.

Not : Paralı bir üniversiteden mezun değilim ancak bu haksızlığa bir iki kelime edemeden geçemeyeceğim. Nice paralı üniversite mezunları gördüm iş hayatında kurtarıcı oldular aynı şekilde nice parasız üniversite mezunları gördüm daha bir methodu bile adam gibi yazamıyorlar. Bu şekilde belli bir gruba ön yargılı yaklaşmak ve insanları yönlendirmek büyük bir saygısızlık ve haksızlıktır. Yapılan araştırmalara göre iş dünyasındaki başarıyla okul hayatındaki başarı arasında hiç bir orantı bulunamamıştır. Gerçi siz fırınınıza oduncu arıyordunuz dimi unutmuşum :)
17/08/10 @ 20:20

This post has 1 feedback awaiting moderation...

Leave a comment


Your email address will not be revealed on this site.

Your URL will be displayed.
(Line breaks become <br />)
(Name, email & website)
(Allow users to contact you through a message form (your email will not be revealed.)